Saturday, Jul 31st

Son Güncelleme:04:26:38 AM GMT

Başlıkları:

İnsancıl kapitalizm-1 -Melih ARAT

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Kareks Şirketi'nin çalışan sayısı 10 bin. Yıl sonunda tahminlerin çok üstünde bir kâr açıklıyor. Bu kâr, olduğu gibi hissedarlara kâr payı olarak gidiyor. Çalışanlar normal ücretlerini almaya devam ediyor. Yaşam kalitelerinde geçici ya da kalıcı bir iyileşme olmuyor. Halbuki bu ilave kâr, onların beceri ve çalışmalarının eseri.

Keyf-i Dem isimli küçük bir çay bahçesi. Kasada patron oturuyor. Çay ocağının başında genç bir çalışan. Sanki laboratuvarda özel bir deney yapıyormuşçasına çok özel ve çok lezzetli bir çay demliyor. Garsonlar görebileceğiniz en zarif ve en hızlı servisi yapıyor. Müşteriler; bu çay bahçesine gelmekten, hizmet almaktan çok memnun. Patron iyi kazanıyor; ama çalışanlar asgari ücretli. Garsonlara üç beş kuruş bahşiş kalıyor; çay ocağının başındaki genç onu da almıyor.

P-Bank isimli büyük bir bankada 18 bin kişi çalışıyor. Krizin yaklaştığını ve işlerin hafifleyeceğini fark edince, 2 bin kişiyi işten çıkarıyorlar. Yapılan hesaplara göre o yıl zarar etmeyecek, ama kârı düşecek. Banka, kârı düşmesin diye 2 bin kişilik yükü taşımıyor. Kriz bitince bunların yerine yeni personel alacak. Bu arada, bankanın büyük hissedarının malikânesinde 30 hizmetçi, aşçı ve şoför çalışıyor. Malikânenin aylık gideri 400 bin dolar civarında; yaklaşık 200 kişinin maaşı kadar bir harcama söz konusu. Kriz zamanında bu harcamada herhangi bir düşme olmuyor. Bankanın büyük hissedarı, aynı lüks yaşam standardını sürdürürken işten atılan çalışanlar, psikolojik sarsıntı içinde marketten zaruri ihtiyaçlarını alırken bile iki kez düşünüyor. Yaram isminde küçük bir atölye, plastik endüstrisinde çalışıyor, 15 elemanı var. Bir müşteriyi kaybediyorlar. O müşterinin işlerini yapan 3 kişi bulunuyor. Patron hemen o 3 kişiyi işten çıkarıyor. Aslında belki birkaç ay içinde yeni bir müşteri bulunabilir; ama patron beklemiyor. O üç kişiyi hemen işten çıkarıyor.

Kareks'in Genel Müdürü, İnsan Kaynakları müdürüne çalışanların üretken olması gerektiğini, daha çok çalışmaları gerektiğini belirtiyor. "Rakiplerin yeni ürünlerinin karşısına daha iyi ürünler çıkarılmalı." diyor. İnsan Kaynakları müdürü de, çalışanları verimli kılacak eğitimler, performans değerleme sistemleriyle uğraşıyor. Bu arada şirketin yıldız ismi, rakip şirketin yüzde 10 daha yüksek ücretli teklifi için, Kareks'i bırakıyor. İnsan Kaynakları müdürü, ayrılan elemanı 'ahlaksız' davranmakla suçluyor.

Keyf-i Dem'de patron, çay ocağında her zamankinden daha fazla çay tüketildiğini fark ediyor. Ama nedenini anlamıyor. Çünkü gelirler; aynı kalıyor. P-Bank çalışanları, sendikalaşmaya çalışıyor. Genel müdür, "Bu kriz ve rekabet ortamında, banka yönetimi ve çalışanlar bir olmalıyız. Yoksa gemi batar." diyor. Çalışanlar yine de sendikalaşmaktan vazgeçmiyor. Yaram isimli küçük atölyede çalışanlardan 5 kişi istifa ediyor ve yeni bir şirket kuruyorlar. Yaram'da çalışırken kendi baktıkları müşterilerin işlerini kendileri yapmaya başlıyorlar.

Kapitalizmde ciddi aksayan yönler var. Bu aksayan yönleri giderip sistemde radikal iyileştirmeler yapmalıyız. İyileştirme ihtiyacı olan alan, mekanik sistem değil: Kapitalizmin, işverenlerin ve çalışanların dayandığı değer seti. Kıdemli bir yönetim uzmanı olarak, bu konuyu ele almaya, insancıl bir çalışma sistemini paylaşmaya devam edeceğim.